Demir Dağı zindanlarında, zamanın bir yerinde…
Dinemis ahit ettiği yere gidemeyeceğine ağlıyordu. Bu hayatındaki ilk ağlamasıydı. Kısa sürdü gözyaşları. Kendini topladı. Bu gece kaçmaktan başka çaresi yoktu. Kötülüğü kimse bilmiyordu; kötülük kendi yurduna döndüğünde, kendini göstermese de, kendi çekilmezliğine dayanabilecek güçteydi. Dinemis öfkesinin bu zindana sığmayacağını; taşacağını biliyordu artık. Bir damla daha gözyaşı süzüldü gözlerinden, üzülmek böyle bir şeydi demek ki. Bir ağıt yakarak kayboldu geçmişin içinde;
Okunmamış bir taşı kalmamış bir destandan
Kirpiklerimden süzülenmiş benim hesabıma kalan
Kabul ettim tereddütsüz
Gözlerimin acılığını kadehime akıtarak
Şerefe!
Kaçınılmaz olan şerefine!
Umduğum
Tek damla ıslakla kendimi arındırmaktı
Çünkü öyle gelecektim,
Söz vermiştim sana,
Daha kendimi henüz bildiğim;
Doğduktan sonra unutacağım bir tarihten.
Yanlış anlama
Yazılanlara artık kızmıyorum ben.
17 Temmuz 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder